25 Mart 2013 Pazartesi

Hindistan cevizli Kurabiye




 En sevdiğim kurabiyedir kendisi :) Hem tadı hemde kolay bayatlamıyor oluşuyla favorimdir..

Malzemeler

  • 1 paket oda sıcaklığında margarin
  • 2 yumurta
  • 7 y.k. pudra şekeri
  • 5 y.k. hindistan cevizi / ayrıca yarım kase üzeri için
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • Aldığı kadar un

Yapılışı

 Yumuşak margarini , yumurtaların sarısını (beyazları bir kasede ayrırın üzerine gerekicek), 5 yemek kaşığı hindistan cevizini, 7 yemek kaşığı pudra şekerini, vanilya ve kabartma tozunu un ile güzelce yoğurun. Hamurunuz ele yapışmayan kıvamda olmalı. Ardından tepsiye yerleştirmek için ceviz büyüklüğünde yuvarlaklar yapıp önce yumurta beyazına sonra da hindistan cevizine batırıp yağlı kağıdınıza yerleştirin . Çok sıkışık olmasın çünkü pişerken büyüyorlar :)


 Pişirme süresi fırına göre değişsede orta rafta 25-30 dakikada pişiyorlar.

 Şimdiden afiyet olsun.

23 Mart 2013 Cumartesi

Mantı



Malzemeler

Hamuru için;
  • 4 sb. un
  • 1 yumurta
  • Tuz
  • Göz kararıyla su (yumuşak olmayan katı bir hamur elde edilmeli)
İç harcı;
  •  500 gr. kıyma
  • 1 soğan
  • Karabiber , tuz
Üzeri için;
  • Yoğurt
  • Sarmısak
  • Domates püresi yada salça
  • Tereyağ
  • Kırmızıpulbiber , nane
  • Tuz

Yapılışı

 Hamuru için malzemelerimizi karıştırıp yoğuruyoruz. Birkaç bezeye ayırıp kenara alıyoruz. Ardından soğanımızı rendeleyip , tuz ve kıymayı bir iç harç haline getiriyoruz. Ayırdığımız hamur bezelerini oklava ile açıyoruz. 2 parmak eninde şeritler keserek küçük kareler elde ediyoruz. Her parçanın ortasına leblebi kadar kıymalı harç koyup ister üçgen , ister bohça şeklinde kapatıyoruz. Üzerlerine biraz un serperek yapışmalarını önlüyoruz.

 Derince bir tencerede su kaynatıp makarna gibi pişiriyoruz. İstediğiniz miktarda yoğurt, ezdiğiniz sarmısak ve tuzu karıştırıp servis esnasında üzerine döküyoruz.Bir tavada erittiğimiz tereyağına damak tadınıza göre salçalı yada sadece kırmızıbiberli, naneli sos yapıp üstüne gezdiriyoruz.

Afiyet olsun ...




Patatesli ve Havuçlu Börek



Malzemeler

4 adet yufka
3 adet patates
3 adet iri havuç
2 yumurta
2 sb. bardağı süt
4/3 sb. sıvı yağ
Çörek otu ve susam
 Tuz isteğe göre karabiber

Yapılışı

İlk iş olarak patateslerimizi soyup,haşlanmak üzere tenceremize alıyoruz, ardından havuçlarımızı rendeleyip teflon bir tavada yarım çay bardağı sıvı yağda soteliyoruz.Sıvı harçımız için yumurtaları, sütü ve sıvıyağı karışım haline getiriyoruz birazda tuz ilave ediyoruz. Haşlanmış patateslerimizi ezip bir kaba aldıktan sonra, fırın tepsimizi yağlayıp yufkaları aralarına hem sıvı harçımızdan sürerek hem patates, havuçlu harçtan koyarak seriyoruz. En üste kalan sıvı harçtan dökerek , çörek otu ve susam serpiyoruz. 175 derecede üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz.

Not: Patates ve havuça tuz ilave etmeyi unutmayalım :)

Afiyet olsun...



Mantı ve Oyun Zamanı

 Malum mevsim kış, hem apartmanlarda yaşıyor olmak hem de tek çocuk sahibi olunca kızımın oyun ve arkadaşlık kurma gibi istekleriyle nasıl baş ederim diye düşünüyordum.Oturduğumuz apartmanda komşum aynı zamanda çok sevdiğim arkadaşım ve küçük oğluyla (kızımla aralarında 9 ay var) her hafta bir araya gelmeye özen gösterdiğimiz bir oyun günümüz var, artık bir komşumuzu ve onun kızımdan 5 ay büyük kızını da dahil ederek minik oyun günümüzü bir oyun grubu haline getirdik.

 Haftada bir gerçekleştirdiğimiz bu buluşmalarda uzun uzadıya sofralar hazırlamıyorduk ama yeni dahil olan üyemizin için marifetlerimizi konuşturmak istedik . Çocukların döküp saçmadan kolayca yiyebileceği, kalsiyum ve protein alabilecekleri hemen herkesin çok severek yediği mantıda karar kıldım. Pazartesi günü annemle beraber epeyce bir mantı açtık ve bir kaç poşet yaparak dolaba attık böylece çarşamba günü için hazır etmiş olduk.



 Menümüz oldukça küçüktü :)
 Mantı , Sebzeli tepsi böreği ve tatlı olarak da Dr. Otker Wolke Limonlu Kek  tabi mantının yanında mutlaka turşu , çocukların ellerine de tutuşabileceğimiz salatalık ve de domates :)


 Genelde mantı açtığımızda o gün tükettiğimizden poşetleyip dolaba atma konusunda biraz acemi çıktık . Mantıları kapadıktan sonra genişce bir yerde sererek biraz kurumalarını beklemek en iyisi çünkü taze taze poşete konduklarında yapışabiliyorlar :)


Wolkeyi denemek uzun zamandır aklımdaydı , amacım bu yumuşacık keki pasta yaparken pandispanya olarak kullanmaktı. İyiki de denemişim yumuşacık, hafif, süper birşey ...



                         Limonlu kek için limonla yapılabilecek güzel bir marmelat çok yakışabilir.
 

                                                Sebzeli börek ise patates ve havuçluydu

Wolkenin tarifi kutusunda yapımı çocuk oyuncağı , mantı ve sebzeli börek tarifleri ise takip eden blog postlarda ...

Herkese şimdiden afiyet olsun :)

10 Mart 2013 Pazar

3 Vakte Kadar ... Fütürizm

 Efendim geçenlerde internette sörf yaparken farkına vardığım oldukça da ilgimi çeken Fütürizm Derneğinin düzenlediği 1 Mart Gelecek Günü etkinliğine gitmiştim. Blogda bu konudan bahsetsem mi etmesem mi diye bir düşündüm aslında, çünkü benim blogun geneline bakıldığında pek alakalı değildi. Ancak neticede bu blog benim hayatımdan bir parçaysa etkilendiklerimi, etkilediklerimi ve hissettiklerimi paylaşıyorsam eğer bu etkinliktende aklımın bir köşesine koyduğum bazı şeyler edinmiştim ve elbette paylaşmalıydım.

 Hal böyleyken kısaca fütürizm nedir?... Aslında insanoğlunun belkide çok eskilerden beri merak ettiği gelecekte bizi ne bekliyor sorusunu soruyor, tamamen kendi cümleleriyle aktarıyorum "sosyal yaşamın ve iş yaşamının gelecekte nasıl şekilleneceğine dair uzgörülerde bulunmak üzere multidisipliner çalışmalar yapmak üzere" kurulmuş.

Bilim kurgu ve fantastik film düşkünlüğüm müydü beni bu konuyla ilgilenmeye iten yada gayet kadınsal bir içgüdüyle gelecekten haber alma isteğiymiydi acaba bilemedim...

 Peki bu etkinlikte beni yani evhanımı & anne olarak hayatını devam ettiren özel zevkleri arasında yemek, pasta, kurabiye yapmak şık sofralar kurmak, keçeden süsler imal etmek olan birini etkileyen ne anlatıldı.

 Teknoloji işte olayın en canalıcı kısmı bu!  Elektriğin bulunuşundan bu yana herşey öyle hızlı değişti ki hiçbir nesil bir önceki gibi değil örneğin benim gibi evhanımı & anne şeklinde yaşayan kendi annemle aramızda ciddi bir teknolojiyi kullanma farkı ortaya çıkıyor. Anlatılanlara bakacak olursak bir sonraki nesiller ile bizim aramızda da aynı fark artarak devam edecek. "On parmak daktilo bilen sekter aranıyor" dan bu yana epey şey değişti bilgisayarlarla hayatımıza önce klavyeler şimdi ise dokunmatik ekranlarla el - göz koordinasyonu bizim nesilden çok daha yetkin yeni bir nesil yetişiyor. Henüz iki yaşındaki kızımın Iphone telefonumu o minicik parmaklarıyla öyle bir kurcalaması varki (çok rahat fotoğraflara girip gezinebiliyor , büyütüp , küçültebiliyor) ekrana parola koymak zorunda kaldım.

 Gelecekte teknoloji sağlıktan, eğitime, gıdaya, iş yaşmından, sosyal hayatmıza heryerde olacak bizden bir evvelki nesilinde katkılarıyla henüz direniş aşamasında olsak da çocuklarımızın, torunlarımızın bizim gibi düşünmeyeceği bir dünyaya tam gaz yol alıyoruz .

 Etkinlikte bahsi geçen 3D printer hayret uyandırıcı, hele sağlık teknolojilerinde gelecek için söylenenler insanın içine su serpiyor. İnsan ömrünün uzayacağı, (en çok bu havadise bayıldım) yapay uzuvların son derece gelişmiş olduğu, bedenlerimize yerşetirilecek cipler vasıtasıyla teşhiş ve tedavi yöntemlerinde mekan-zaman kısıtının ortadan kalktığı müthiş bir dünyadan bahsediliyor. 

 Gelecekte eğitim metaryalleri ise bizim nesil için tam bilimkurgu filmi. Alanlara ayrılmış dokunmatik tahtalar, her öğrencinin elinde öğretmenleriyle entegre tabletlermi dersiniz , 3D printerla proje ödevlerini hazırlamalarını mı ...  Tebeşir tozu yuta yuta , set set işlevsiz külçe gibi dergileri - kitapları çantalarımızda taşıdığımız kendi çocukluğumuz düşünüldüğünde hayal alemi gibi :)

 İş yaşamında gelecekte teknoloji şimdiye kadar anlatılanların en güzeli bence, çünkü çalışamıyor olmamın en büyük sebebi olan evimin işimden uzak olma ve günde 3-4 saatimi yolda geçirme durumu gelecekte insanların ofislere gitmeden bulundukları yerden çalışacakları genele yayılmış bir home office çalışma yaşamını vaad ediyor.

 Tabi teknolojinin insan bedenine farklı etkileride olmuş, artık olumlu mudur bilemem ama son 20 yılda baş parmağımız uzamış, bana sorarsanız en fazla evrim geçiren organımız beynimiz olmalı ... yoksa aralarında 25-30 yıl dan başka fark olmayan 2 yetişkin aklı ehil, bedenen sağlıklı insan arasında teknoloji kullanabilirliği açısından bu kadar fark olabilirmi ?

 İş gıda ve doğal kaynaklarımız konusuna geldiğinde ne yazıkki gelecek için sevindirici cümleler kuramayacağım, bunu bilmek için bir etkinliğe gitmeye yada fütürist olmaya hiç gerek yok zaten dünya nüfusunun 7 milyar olduğunu biliyorsak ve bu tüketim hızıyla devam edersek dünyamız bize acı bir dur çıkışı yapacak. İşte burada beslenme sistemimiz GDOlu gıdalarla tanıştırılmış olması gerçeğiyle yüzyüzeyiz.
 GDO savunanların söylediği gibi dünyadaki açlığa ve kıtlığa bir çözümmü yoksa insanoğlunun sonunu hazırlayan bir basamak mı? Uygulanmaya başladığından bugüne hangi açlık sorununu çözüm getirebilmiş tabi ki bunun verilerini de bu konuda yetkin uzmanlar değerlendirmeli fakat bence çok masum değil çocukluğumdan hatırımda kalan bir cümle bu konudaki fikrimi çok net ifade eder sanırım " Oynama Çocuğum Bozacaksın"
 Moderatörlüğünü Alphan Manas & Ece Vahapoğlu'nun birlikte yaptıkları gelecek panelinde Gazeteci İsmet Berkan neden Alaska'da domates yetişmesin, onlar neden bu gıdayı tüketmesin diye fikrini beyan ederken benim aklımdan keşke dünyada ki herşey amacına uygun kullanılsa ve ideallerimizdeki gibi olsa düşüncesi geçiyordu.

Neyse konuyu bağlamak gerekirse gelecekte her ne yapıyorsak yapalım ama monoton olmak gibi bir lüksümüz olmayacak, yeniliklerin neredeyse bir görev gibi takip edileceği , bilginin çok daha önemli olduğu bir dünya bizi bekliyor.

 Geleceğin kızım için ve tüm dünya çocukları için hoş gelmesini umut ediyor,sevgiyle ve umutla kalmanızı diliyorum...





22 Ocak 2013 Salı

Meyaneli Kabak



MALZEMELER

1 kilo kabak
2 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı sıvıyağ
1 yemek kaşığı tereyağ
1 kase yoğurt
1-2 diş sarımsak
Tuz
Süslemek için dereotu

YAPILIŞI

  Kabaklarımızın kabuklarını tırtıklıyoruz (böyle bir tarif de duymamışsınızdır eminim, yani soyuyoruz da tam soymuyoruz hani o işlemi yapıyoruz.1 dk. lık işi tarif edicem diye ne çok kıvrandım)... Halka halka doğrayıp haşlıyoruz, yumuşadıktan sonra suyunu süzüp bir çatal ile eziyoruz. Başka bir küçük tencereye sıvıyağ, tereyağ ve unu koyup kavuruyoruz, ezdiğimiz kabaklarıda ilave ederek 5 dk. kadar da beraber kavuruyoruz. Ilındıktan sonra sarımsaklı yoğurdu da katarak servis tabağına transfer ediyoruz. Üstü ince kıydığımız dereotlarıyla süslendikten sonra soframızdaki yerin alıyor.

 İşte size bir pratik tarif daha , şimdiden afiyet olsun ...


Kestaneli İç Pilav


 Yılbaşı soframızın ana yemeği, baştacı kestaneli pilav ve kızarmış tavuk idi. Bu sunumu ilk düşündüğümde kızarmış tavuk aslında iç pilavla doldurularak yapılacaktı ancak hem menünün kalabalık olması hem hazırlıkların bir gün içine sığdırılmaya çalışılması sebebiyle birazcık tembellik edip işin kolayına kaçtık.
İç pilav olarak da hazırlayabileceğiniz son derece lezzetli olan kestaneli pilavı tarifi ise şöyle ;

MALZEMELER

2 su bardağı pirinç
2 yemek kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı dolmalık fıstık
1 kase haşlanmış kestane
1 çorba kaşığı dolmalık üzüm
Tuz, Yenibahar, Karabiber
2 su bardağı su
1 su bardağı et suyu

YAPILIŞI

 Pirinçlerimizi ayıklayıp yıkadıktan sonra ılık tuzlu suda beklettik, ardından pilav tenceresine tereyağımızı alıp dolmalık fıstıklarımız kavurduk. Süzdüğümüz pirinçleri de ilave ederek onları da bir iki çevirdik. Dolmalık üzümleri ve suyunu ekledik. Pilavımız pişmeye yakın önce baharatları damak tadımıza göre kattık en son olarak haşlanmış kestaneleri ilave ederek şöyle bir karıştırdık. Altını kapattık ve dinlenmeye bıraktık.
 Serviz tabağına aldıktan sonra kızarmış tavukla beraber ikram ettik.

 Hem pratik hemde görsel olarak şık bir sunum yapayım diyenler için oldukça pratik ve hoş bir ana yemek diye düşünüyorum.

 Şimdiden afiyet olsun ...


10 Ocak 2013 Perşembe

Narlı, Hellim Peynirli Roka Salatası


 Roka kış mevsiminde bolca bulunan , lezzetli ve sağlıklı bir yeşillik özellikle balık sofralarına çok yakışan bu salatayı yılbaşı sofrası için de narlı ve hellim peynirli olarak hazırladım.

Malzemeler
  • 1-2 demet roka
  • 1 adet nar
  • 1 pkt (250 gr.) hellim peyniri
  • 1/2 kg. cherry domates
  • Zeytinyağı
  • Tuz
  • Limon
  • Nar ekşisi
  • Sıvıyağ
Yapılışı

 Rokaları güzelce yıkayıp elimizle yada bambu bir bıçak yardımıyla doğruyoruz. Narımızı da ayıklayıp taneleri rokaların üzerine serpiştiriyoruz. Hellim peynirlerini küp şeklinde doğrayıp az sıvıyağ da soteliyoruz. Henüz peynirleri eklemeden salatanın sosunu hazırlayıp döküyoruz. Ardından peynirleri de ekleyip , cherry domateslerle süslüyoruz.

Afiyet olsun ...

7 Ocak 2013 Pazartesi

Haydari


Herhalde yapımı en kolay mezelik olarak rekoru elinde tutuyordur. Yine de belki bilmeyen vardır diye kısaca tarifi şöyle;

Malzemeler
  • 1 kg. süzme yoğurt
  • 3 yemek kaşığı kuru nane
  • 2 diş sarmısak
  • Tuz
  • Süslemesi için kırmızı toz biber
Yapılışı

 Süzme yoğurdu derince bir karıştırma kabına alalım. Sarımsakları soyup ezelim yoğurda ilave edelim , üzerine naneyi ve tuzu da ekleyip karıştıralım.
 Servis kabına aldıktan sonra üzerini kırmızı toz biberle süsleyelim.
 İşte bukadar kolay :)

 Şimdiden afiyet olsun ...

6 Ocak 2013 Pazar

Kakaolu Vişneli Kağıtta Kek


  Kağıtta Keklere BAYILIYORUM :)) .. Orjinal adıyla Cup Cake'ler varya işte onlar yapmayı en çok sevdiğim şeyler hatta ben truffle kağıtlarında kek yapıp minik minik onları süslemeyi çok seviyorum .. Yılbaşında da eksik olamazlardı tabi ..

Malzemeler
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 3 yemek kaşığı kakao
  • 160 gr. bitter çikolata
  • Aldığı kadar un
  • 1 pkt. kabartma tozu
  • 1 pkt. vanilya
  • 1/2 pkt. dondurulmuş vişne 
  • 1 yemek kaşığı pudra şekeri

Yapılışı
 Yumurtaları ve şekeri mikserle çırpalım ardından yağ ve yoğurdu ilave edelim . Benmari usulü erittiğimiz çikolatayı da ekledikten sonra eleyerek unu, kakaoyu, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyelim. Kıvamı normalde kek yaptığımız gibi olsun ne çok sıvı ne çok koyu ...  Kek kağıtlarına paylaştıralım (kağıtların ancak yarısına kadar dolduralım ki kabarma payı olsun) bunu yaparken bir yandan fırını 180 derecede ısıtmaya başlayalım. Paylaştırma bitince her kağıt keke 2-3 tane denk gelecek şekilde dondurulmuş vişneleri pay edelim hafifçe bir kaşıkla vişneleri bastıralım.
 170-180 derece fırında (benimki turbo) pişirelim .Pişirme işleminin son çeyreğine kadar fırının kapağını açmayalım , bir bıçak veya kürdan yardımıyla piştiklerine emin olunca çıkartabiliriz.
 Bu tarifle 2 tepsi kadar kağıtta kek çıkıyor.
 Üzerine kar efektini çay süzgeçi yardımıyla pudra şekeri kullanarak verebilirsiniz.

 Şimdiden afiyet olsun ..

5 Ocak 2013 Cumartesi

Muhallebili Balkabağı Tatlısı



 Yılbaşı sofrasının bana göre cazibeli ikramıydı bu tatlı ... Normalde klasik kabak tatlısının yüzüne bakmayanlardan biri olarak, sütlü bir tatla birleşince nefis birşey ortaya çıkıyor diyebilirim.

Malzemeler (6 büyük , 6 küçük kup çıkıyor)
  • 1 kg. bal kabağı
  • 10-12 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 çay bardağı su
  • Süslemek için hindistan cevizi , normal ceviz içi veya şam fıstığı

Muhallebi için;
  •  1 kg. süt
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1,5 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 4 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 yumurta
  • 1 pkt. vanilya

Yapılışı

 İlk iş olarak kabaklarımızı küçük parçalara ayırıp bir sudan geçirelim ardından pişireceğimiz tencereye alıp üzerine şekeri ilave edelim böyle birkaç saat beklesinler. Sonrasında suyunu ilave edip yumuşayıncaya kadar pişirelim ve soğumaya bırakalım. Ilıklaştığında rondodan geçirip pürüzsüz bir kıvam elde edelim. Bu arada muhallebi için tüm malzemeyi bir başka tencerede karıştırıp, pişirelim bir-iki fokurdadığında altını kapatalım
 Servis yapacağımız kaba alta muhallebi üzerinede kabak püresi gelecek şeklinde dolduralım , isteyenler tam tersinide yapabilir keyfinize kalmış. Buzdolabında soğuttuktan sonra üzerini hindistancevizi , normal ceviziçi veya şam fıstığı ile süslerek  servis yapabilirsiniz.
 Bence son derece kolay hazırlanabilen bu tatlı hem tam mevsimlik hemde hamurlu tatlılarla kıyaslandığından çok hafif ..

Şimdiden afiyet olsun ...



1 Ekim 2012 Pazartesi

Kışlık Hazırlık 3 - Erişte


Sıra geldi kışlık hazırlıklarımızın üçüncüsü olan ve benim bayılarak yediğim erişteye ... Öyle hiç bir gıda maddesinin müptelası olmamama rağmen iş makarna ve türevlerine geldiğinde hiç dayanamam özellikle penne  şekilde olanlarını tercih ederdim, ancak söz konusu doğal beslenme olunca evde yapılan makarnayı yani erişteyi tercih eder oldum. Kızımda çok severek yediğinden yaz kış demeden annemle beraber şipşak hemen hamuru yoğurulup , oklava ile açıp , kesip ister kuruturuz istersek de taze taze pişiririz.



Malzemeler;
  • 10 yumurta
  • 2 Su bardağı su
  • 1-1,5 Çorba kaşığı tuz
  • Alabildiği kadar un
Yapılışı;

Büyükçe bir kabın içine yumurtaları kırıp üzerine su ve tuzu ilave ediyoruz , alabildiği kadar unu da katıp yoğuruyoruz. Hamurumuz sert mantı hamuru gibi olmalı ardından da bezelere ayrılmalı. Ayırdığımız bezeleri büyük yufkalar halinde oklava ile açıyoruz. Yufkalarımız öyle çok ince değil biraz kalınca oluyor ve bir süre kurumaları için bir kenara alıyoruz. Çok da kurutmadan küçük şeritler halinde kesip ya hemen pişirip yiyoruz yada biraz daha kurutup sonraki pişirimler için erzak dolabımıza kaldırıyoruz.

Denemeyi düşünenler, hatta çoktan denemiş olanlar için şimdiden afiyet olsun ...

19 Eylül 2012 Çarşamba

Kışlık Hazırlık 2 - Kavanozda Domates


Kışlık hazırlık deyince herkesin aklına ilk gelen domates olsa gerek yada ben çocukluğumdan beri Eylül aylarında domatesle haşır neşir olunan bir evde büyüdüğümden sanırım bence öyle...

Bu sene de geleneği bozmadık yumurta domateslerimizi (şekilleri yumurtaya benzediğinden), kavanozlarımızı ve tabii yeni aldığımız kapaklarımızı hazır ederek işe koyulduk.

Malzemeler:
  • Yumurta domates
  • Tuz
Yapılışı : 

Önce domateslerimizi yıkayıp 2 ye böldük , kabuklarını soymadık. Biz rondo yerine rendeyi tercih ediyoruz çünkü rondodan geçirilen domatesler köpük köpük oluyor ve lezzeti bozuluyor kanısındayız. Kabuklarını soymayınca rendede işimiz kolay oluyor elimizde sadece kabuk kalana kadar domatesleri rendeledik.



Ardından miktarına göre (bu sene 50 kilo domatesin hakkından geldiğimizi gururla söyleyebilirim) büyükçe bir tencereye domatesleri alıp kaynattık, tuzunu da ilave edip suyunu çektirip altını kapattık.

Sıcak sıcak kavanozlara doldurup kapaklarını kapattık (geçen yıldan kullandığımız kapakları kullanmadık gevşedikleri için yenilerini aldık). Hemen ters çevirip müsait bir yerde soğumaya bıraktık. Soğuduğunda muhafaza edeceğimiz yere nakil oldular  :)



İşte kışın yazınki gibi domates tadını alarak afiyetle yemek hazırlamak için kavanozda domatesleriniz hazır ...

Bende böyle miss gibi kavanozda domates yapıcam diyenler, şimdiden afiyet olsun...

14 Eylül 2012 Cuma

Kışa Hazırlık 1- TARHANA


Son yıllarda özellikle artan eski tip beslenme nam-ı değer doğal beslenme ailecek bizimde gündemimizde sağlam şekilde yerini aldı (Bunda minik kızımın beslenmesine gösterdiğimiz özeninde katkısı büyük) .. Annenim çocukluğundaki gibi çoğu tüketim maddesinin evde hazırlandığı öyle her köşe başında marketlerin bulunmadığı zamanlardaki gibi kendi ellerimizle temiz ve mümkün olduğunca doğal (kullanılan sebzeler , şeker vs.  üreticilerin insafı kadar doğal ne yazıkki) şeyler tüketelim diyerekten bikaç senedir evde kışa hazırlık olarak kavonozda domates,  makarna , tarhana, reçel vs. yapar olmuştuk artık bu konuda annem ve ben elele vererek işi hızlandırıp ustalaştık neler yaptığımıza gelince ilkinden başlayalım.

                                                                    TARHANA

MALZEMELER 
  • 1 kg. Kırmızı Biber
  • 1 kg. Domates
  • 1kg. Süzme Yoğurt
  • 1 Ekmek Hamuru
  • Alabildiği kadar Un
                  
YAPILIŞI

 Kırmızı biberleri  haşlayarak , domatesleri çiğ olarak rondodan geçirdik. Ardından tüm malzemeyi karıştırıp yoğurduk, mayalanması için üzerini örterek bir kenara bıraktık . 3-4 gün ara ara un ilavesi yaptık tabi her un ilavesinde yoğurma işlemini tekrar ettik.  Tarhana hamurumuz kıvamını bulunca parçalar kopararak temiz çarşafın üzerine yaydık. 2 gün bekledikten sonra (kuruma süresi sıcaklığa ve yörelerin havasına göre değişebilir bol güneşli kuru havası olan bir yerde yaşıyorsanız 1 günde yetebilir. ) ufalama işlemine geçtik. Biz annemin kapalı balkonunda kuruttuk, İstanbul güneşinde 2 gün yetti. Ufalamada püf noktası tarhananın çok kurumadan yapılması yoksa ufalamak gerçekten çok zor oluyor. Biz önce rondoyu kullandık tabi rondo istediğimiz küçüklükte ufalamayınca bir makarna süzgecinde tahta kaşık yardımıyla ezerek ufalttık. işimiz bitti sanmayın hemen :) ufaladığımız tarhanaları tekrar çarşaf üzerine yayıp 2-3 gün daha bekledik veee sonuç olarak misss gibi tertemiz, lezzetli, kışlık tarhanamız  hazır oldu ...



Parçalar halinde kurutulduktan sonra tarhanalarımızın görünüşü, tabii çok kurutmamaya özen gösterilmeli ...


Bu fotoğraftaki hali ise zahmetli uğraşımız sonucunda ufalanmış, elenmiş vaziyeti ...

Ufaladıktan sonra işimiz bitmedi, son kurutma işlemi için birkez daha çarşafımızın üzerine serdik..

  Önceki yıllardan annemin evinde mevcut olan bu bez torbayı saklamak için kullandık.Saklama koşulu olarak da, ben soğanını, patatesini hatta pirincini dahi yer varsa buzdolabında bulunduranlardan olduğum için tarhanalarımıda buzdolabında muhafaza edicem...
 Narnicity de gördüm bende evde tarhana yapıcam diyenlere önce kolay gelsin ardından afiyet, bal şeker olsun diyorum..



13 Eylül 2012 Perşembe

KİTAPLIK- Sisle Gelen Yolcu

 Okumayı çok seven ben, anne olduğumdan beri çok klişe olacak ama kitaplarıma zaman bulamıyordum aslında bu bir konsantrasyon problemi kendimi eskiden olduğu gibi okuduğum kitabın konusuna karakterlerine kaptırıp dünya ile bağlantımı kestiğim günlerdeki gibi olamıyordum..
 Fakat geçen haftasonu D&R da gezerken bu gidişe bir son vermen lazım ne yani bundan sonra ömrünü okumadan mı geçireceksin dedi iç sesim .. Oysa benki hiç almasam ayda bir kitap alan çeşitli dergileri takip eden bol vakit şımarığı bir bekarken şimdi ... Tabiri caizse uyumaya fırsatı olmayan evhanımı & anne şeklinde birine dönüşüverdim ..



Neyse konuyu fazlaca dağıtmadan beni yeniden okuma konusunda heyecanlandıran ve iki gündür de elimden bırakamadığım çokta severek başka kitaplarını da okuduğum Jean-Christophe Grangé' ın Sisle Gelen Yolcu kitabını edindiğimi yazıvereyim . Daha öncede Kurtlar İmparatorluğu ve Taş Meclisini elimden bırakamadan bitirmiştim, fakat Kurtlar İmparatorluğunun sinema versiyonunun bana hitap etmediğinide hemen belirteyim çünkü eğer bir kitabı okuduysam hikayeyi kendi renklerimle, hayal dünyam ile kurguluyorum ve itiraf etmeliyimki sinemada izlediğim kendi kurgumun yanında vasat kalıyor ne yazıkki :)

Kitabım bittiğinde nacizane fikrimi belirteceğimi ve şu okuyamama sendromunu atlattığımı varsayarak farklı yazarlar ve kitapları ile yeniden KİTAPLIK başlığını atabileceğim günler olacağını umut ederek bugünkü yazımı sonlandırıyorum ...